Üye Puanı: 83819 Kayıt: May 29, 2006 Mesajlar: 334
Ruh Haliniz Cinsiyetiniz: Ofline
Level : 17
HP:
0 / 630
0%
MP:
301 / 301
100%
EXP:
3 / 41
7%
Tarih: Sal Tem 18, 2006 1:54 am Mesaj konusu: Rüyalar ve Bazı Özellikleri
Google
Rüyalar ve Bazı Özellikleri
Uzm. Dr. Funda Güdücü
Hypnos'un oğullarından biri, rüyalar tanrısı "Morheus" dur. Yunan mitolojisinin uyku tanrısı 'HYPNOSE' Gece'nin Oğlu ve Ölüm 'ün (Thanatas) kardeşidir.
Uyku ve rüyada, beynin çağrışımla ilgili işlevlerinin arttığı görülür, neden sonuç ilişkisi rüyalarda bazen korunabildiği halde, genellikle algısal değişimlerle bozulur. Bir kişi bir çok kişi olabilir; zaten rüyaların uyku sırasında görülen halüsinasyonlar (varsanılar) olduğu, ama bu halüsinasyonların bilgi organizasyonu, gereksiz bilgileri unutma, uzun süreli hafızanın yerleşmesi, günlük psikolojik sorunların halledilmesi açısından çok önemli olduğu iddia edilmektedir.
Rüya sırasında olan icat ya da keşifleri duymuşuzdur ya da biliriz, Mendelyev'in peryodik tabloyu bulması, Jon von Newman'nın bilgisayarların temelini atan buluşlarını yapması, Norbert Weiner'in radarı bulması, Einstein'in rölativite kuramı ile ilgili bazı gerçekleri formülize etmesi, Tesla'nın bazı buluşları hep rüya sırasında gerçekleşmiştir. Ayrıca bu örnekler hatırlanabilen rüyalardandır.
Bir haftada yaklaşık 40 saat rüya görülür. Bunun yalnızca 2-3 saati hatırlanabilir.
Rüyaların hatırlanmasının arttığı ve azaldığı durumlar:
Arttığı durumlar Azaldığı durumlar
Gebelik Yaşlılık
Uyku yoksunluğunu takiben REM'in dönmesi İlaçlar
İlaç yoksunluğu Progresif supra nükleer palsi
Ateşli hastalık Multipl sistem atrofisi
Narkolepsi Obstrüktif uyku apnesi
Özellikle pontin dejenerasyonunda hatırlama eksikliği olur. İlaçlardan benzodiazepinler, barbitüratlar ve alkol yine hatırlama güçlüğü meydana getirir.
REM, uykunun evrelerinden biri olup uykunun sonuna doğru süresi uzayan bir dönemdir.Hızlı göz hareketleriyle belirlenen bu dönem rüyalarında yoğun dönemidir. REM uykusu engellendiğinde insanlarda halüsinasyonlar ve düşünce hataları ortaya çıkar. Yapılan çalışmalar yüz saat civarında uykusuz kalan kişilerde akut psikoz, yoğun depresyon, çocuksu ve arkaik motiflerle düşünme, mantıksızlık, neden-sonuç ilişkilerinde ve bellekte bozukluklar, problem çözme yeteneğinde hatalar,uzun süreli ağlama veya gülme davranışı ortaya çıkabilir.
Dışarıdan gelen algıların değişime uğrayıp, rüyalara yansıdığını hepimiz biliriz. Dinsel ve mistik farklı bilinç hallerinde ise, özellikle trans halinde, tüm algılarda halüsinojenlerdekine benzeyen değişim gelişebilir. Dinsel ya da mistik içerikli yaşantılar psikotik olmayan bu kişilerde gözlenebilir.
REM uykusu esnasında otonomik sistem aktivitesi artmaktadır. Özellikle kalple ilişkili fonksiyonlar, solunum, cilt ve kasta sempatik sinir uyarısı artmaktadır. Beyin görüntülemesinde limbik ve paralimbik alanda metabolik aktivite artış göstermektedir ve bu aktivite uyanıklık düzeyinde olmaktadır. Bu değişikler rüyalara da yansımaktadır. Ancak halen rüya mekanizması tam açıklanamamıştır.
Geniş bir kanı, rüyaların emosyonel bir adaptasyon mekanizması olduğudur. Rüyada, rahatsızlıkları varsa bir hastalığın bir bulgusu ya da adaptasyon mekanizması olarak kabul edenler vardır.
Gecenin erken REM'inde daha kısa ve sıklıkla gerçekle bağdaşmayan özellikte rüyalar olur.Daha uzun, hatıralarla ilişkili, dramatik, canlı rüyalar ise daha geç uyku periyodunda görülür. Sabaha karşı olan rüyalarda daha çok konuşma ve işitme fonksiyonları içermektedir.Bu rüyaların kontrolle bilinçli hale getirilebilecek rüyalar(lucid dreams) olduğu savunulmaktadır.
Kahn ve ark.çalışmalarında rüyaların %83'ünün renkli olduğunu öne sürmüşlerdir.
Peki görme özürlüler rüya görmezmi? Kör populasyon çoğunlukla rüya bildirmez, rüya görenlerin ifadelerine şüpheyle bakılır ve yanlışlık olduğu düşünülür. Rüya anlatımlarında düşüncelerini ya da hislerini anlatırlar. Ancak yaşamın ileri süreçlerinde körlük gelişenler önceki deneyimlerinden rüya anlatabilirler. Kör doğanların veya 5 yaşından önce kör olanlarda hiç görsel anlatım olmazken, 7 yaşından sonra olan körlüklerde yaşamları üzerine görsel rüya tanımlarlar.
Rüyalarda genellikle duygusal durum tipik olarak negatiftir. Rüya içeriği blirleyici özellikte olabilir de olmayadabilir. İstatistiksel olarak şizofreni hastalarının rüyaları normal ya da depresyon hastalarından daha fazla psikopatolojik değişiklik gösterdiği bildirilmiştir.
Şizofrenide rüyalar:
Otuz çalışmadan oluşturulan bir derlemede bu hastaların rüyalarının karmaşık olmadığı, daha çok primitif, doğrudan, daha çok seksüel içerikli, anksiyöz ve düşmanca öğeler içermektedir. Bu hastaların aynı zamanda düşünce içerikleri de oldukça gerçek dışı ve inanılmazdır.
Bu hastaların halüsinasyon ve rüya içerikleri benzerdir.
Şizofreni hastalarıyla rüyalarının konuşulması bu hastaların motivasyonunu sağlarken, uykusuzluğun azaldığı, içgörünün artmasına yardımcı olduğu bildirilmiştir. Şizofreni hastalarına uygulanan lobotomiyle(beyinde bir lobun çıkarılmasıyla) rüyaların azaldığı savunulmaktadır.
Depresyonda rüyalar:
Bir gözden geçirme yazısında(1979), depresyon hastalarının depresyonu olmayanlardan daha kısa rüya gördükleri,içeriğinde yetersizlik gibi depresif öğeler olduğu bildirilmiştir. Şizofrenidekine göre daha dolaylı öfke anlatımı olup agresif ve hareketli olmaktadır.
Antidepresan tedaviden fayda görmeyle birlikte rüyaların hatırlanmasıgiderek azaldığı bildirilmektedir.
Bipolar hastaların manik ataktan önce, gerçekdışı rüyalar ve rüyada ölüm ve yaralanma temaları bildirilmiştir. Manik ve mutlu rüyaların ise acı verici hatıralardan kaçınmak için olduğu öne sürülmüştür.
Bazı çalışmalarda deprese hastaların rüyalarında aile karakterlerinin rolünün arttığı gözlenmiş. Başka çalışmalarda özellikle kadın hastalarda yabancı karakterlerin rüyada yeraldığı bulunmuştur. Boşanmış bayanlarda ise depresyon düzelene kadar aile bireylerinin rüyadaki rollerinin artmadığı bildirilmiştir. Evliliği stabil bayanların rüyalarının boşanmış depresif bayanlardan daha fazla içerdiği yinepost travmatik stres bozukluğu(travma sonrası stres bozukluğu) hastalarının rüyaları major depresyon hastalarından fazla kaygı içerdiği gözlenmiş. Bipolar hastalarının rüyaları da unipolar depresyon hastalarından daha fazla kaygı içerdiği bildirilmiştir
Beck, depresif hastaların rüyalarında mazoşizmin arttığını savunmuştur. Bir çalışmada bu temanın özellikle boşanmış bayanlarda olduğunu savunurken,mazoşizmin rüyada artmadığını da savunanlar vardır. Hauri, depresif hastaların rüyalarının özellikle bir konuya ya da objeye odaklandığını gözlemiştir. Depresyonda genç erişkin bayanlarda hostilite içerikli rüyaların nondeprese olanlardan daha az olduğu bulunmuştur.
Rüyalar depresyonun prognostik belirleyicisi olabilir. Yetersiz tedavi sonucunda rüyaların organizasyonu zayıf olmaktadır. Depresif bayanların rüyalarındaki yüksek mazoşizm skorları düzelmeyle birlikte azalmaktadır. Artmış mazoşizm tedavi güçlüğünü işaret edebilir.
Posttravmatik stres bozukluğunda rüyalar:
Fisher ve ark. Bu grup hastalarda kabus vegece terörlerine dikkat çekmiştir. Bu hastaların şiddetli semptomları olmakta uykunun erken döneminde artmış ter ve motor aktivite ile uyanılmaktadır.REM kabuslarının yoğunluğunun gece terörlerinden daha az olduğunu belirtmişlerdir.
Yeme bozukluğunda rüyalar:
Bu hasta grubu rüyalarını hatırlamakta güçlük yaşar.Anoreksik hastaların rüyaları şişmanlık korkusuyla bağlantılıdır. Hem anorektik hemde bulimik hastaların rüyaları ölüm temalıdır. Bulimik hastaların rüyaları daha fazla hostilite içerirken anoreksik hastalarda hostilite daha azdır. Yine rüyalar kaygı içeriklidir.
Alkolizmde rüyalar:
Alkol bağımlılarının rüyaları düşmanlık objelerini, oral uğraşlar ve seksüel aktiviteleri bağımlı olmayanlara göre daha sıklıkla içermektedir ve gece kabusları vardır. Detoksifiye alkol bağımlılılarının, daha şiddetli arzuyla içme rüyaları gördükleri ortaya konulmuştur.
Organik beyin hastalığında rüyalar:
Yaşın ilerlemesi ve bunamayla birlikte rüyaların azaldığı; beyin ameliyatı geçirenlerde, tedavi rüyalarının arttığı, seksüel içerikli rüyaların azaldığı ancak rüya sıklığının değişmediği bildirilmektedir. Tekrarlayıcı görsel imajları vardır.
Mental retardasyonda(zeka geriliğinde) rüyalar:
Bu hastalarla yapılan çalışmalarda rüyaların basit içerikli olduğu, erkek mental retardelerin daha fazla öfke içerikli rüyalar gördüğü zeka geriliği olan kadınların daha renkli rüyalar gördüğü düşmek ve kovalanmak hakkında rüyaları olduğu; ebeveynlerini daha çok gördükleri gözlenmiştir.
Kültürlere göre rüya içerikleri:
Hall/van de Castle ve ark.kendilerinin Hollandadan yürüttükleri çalışmada kültürler arası cinsiyete göre rüya içerik farklılıklarını incelemişlerdir.
Agresif ve düşmanca rüyalar E K
Felemenk %62 %52
Amerikalı %59 %51
Günlük hayatta fiziksel agresyon
Felemenk %32 %14
Amerikalı %50 %34
İsviçreli ve amerikalılar karşılaştırıldığında İsviçreli erkeklerin fiziksel agresyonunun daha da azaldığı gözlenmiş.
K E
İsviçreli Amerikalı İsviçreli Amerikalı
Rüyada agresyon %33 %44 %23 %47
Rüyada düşmanlık %41 %42 %31 %38
Fiziksel agresyon %23 %34 %29 %50
Sözel düşmanlık %48 %34 %57 %48
Peru, Meksika, Arjantin, USA ülke kadınlarının erkeklerden daha fazla agresyon içerikli rüyalar gördüğü ancak erkeklerin daha fazla agresyon gösterdiği gözlenmiştir. Ancak kadın ve erkek cinsiyetlerinin kendi cinsiyet gruplarında benzer özellikler gösterdiği de izlenmiştir.
Grey ve Kalched(1971), Hintli ve Amerikalıları karşılaştırdıklarında, Hintlilerin daha çok aile bireylerini, Amerikalıların ev hayatını gördükleri fakat rüyaların aile bireylerini fazla içermediği gözlenmiş. İnsan ve hayvan, doğa içerikli rüyaların hint ve Amerikalılarda benzer miktarda olduğu; aile hayatı dışındaki rüyaların Amerikalılarda daha fazla olduğu, seksüel içerikli rüyalarında Amerikalılarda çok daha fazla olduğu gözlenmiştir.
Japon ve Amerikalılarda yapılan çalışmada (Yamanaka ve ark.1982); Japonların özellikle yeme içme konusunda Amerikalılardan daha fazla rüya uğraşları varken evhalkı, ilişkiler, din, yol hakkında yine daha fazla rüyaları olduğu; Amerkalılarında doğa, mimari yapıt, yolculuk hakkında daha fazla karışık rüyaları olduğu bildirilmiştir.Pra ve kıyafet konusunda benzeri oranda rüya görmekte oldukları, ayrıca canlılık, hareketliliğin Japonlarda daha fazla görüldüğü gözlenmiştir.
Kabuslar: Kabuslar ya da diğer adıyla karabasan ensık rüya bozukluğu ya da rahatsızlığıdır.
uykunun 2. yarısında, REM'de uykunun ilk üçte birinde,
-tipik davranış biçimi yoktur -çığlık atmayla başlar, yineler, otonomik belirti
-uzun süreli,korkutucu rüyaları anımsar -ayrıntılı rüya anımsanmaz, amnezi vardır
-yönelim uyanır uyanmaz yerine gelir, -çevreye tepkisizlik,yönelim bozukluğu,
-uyanık olur -konfüzyon olur
-tekrar uyumak daha güçtür -daha kolay uykuya dalarlar
Kabusların yaşam boyu prevalansı kadınlarda %92 iken erkeklerde %85'tir. Bu durum çocuk, genç erişkin ve erişkin dönemde daha sıklıkla gözlenmektedir. Özellikle çocukluk döneminde 3 aydan uzun süren kabuslar, 2-5 yaş arasında %24, 6-10 yaş arasında %41, 11 yaşında %22 bulunmuştur. Uyku terörü çocuklar arasında %1-%6 ve erişkinlerde %1'den az olarak tahmin edilmektedir.
Kabus, bazı klinik durumlarda artış göstermektedir. Erkeklerde kronik alkol kullanımı ve kadınlarda alkol ve ilaç kullanımında olduğu gibi. Psikiyatri acil servislerinde nonpsikotik hastalarda %24 kabus oranı bildirilmiştir.MMPI ve nevrotik değerleri yüksek bulunan hastaların daha fazla kabus gördüğü savunulmuştur.Hartmann ve arkadaşları sınır kişiliklerde kabusun kronisite kazanarak hemen hemen yaşam boyu devam ettiğini belirtmişlerdir.
Kabus esnasında EEG'nin frontotemporal bölgede hızlı beta dalgaları izlenmiştir.
Garip rüyalar veya kabusa neden olabilecek bazı madde ve ilaçlar tespit edilmiştir. Katekolaminerjik ajanlar, beta blokerler,bazı antidepresanlar, barbitüratlar ve alkol bunlar arasındadır. Rezerpin, tioridazin, levadopa canlı rüya ve kabuslara sebep olabilirler. Bupropionla diğer antidepresanlardan daha fazla canlı rüya ve kabusa rastlanmaktadır.Yatmadan önce alınan trisiklik ya da nöroleptik ajanlar günde iki doz kullanımından daha fazla korkutucu rüyaların hatırlanmasına yol açmaktadır. Yine aynı ilaçlarla rüyalardaki duygudurumu daha disforik bulunmuştur
Kabus için REM uykusunu baskılayan trisiklik antidepresanlar, gevşeme teknikleri ve psikoterapi önerilir.
Alkol ya da barbitürat kullanımında yoksunluğu takiben canlı rüyalar ve kabuslar tariflenir. Alkolün REM uykusunu baskıladığı bilinir. Bu durum deliryum tremenste (alkol kesilmesine bağlı koma) tersine döner ve REM artmış olarak geri döner. Hatt uyanıklık halindeki halüsinasyonların REM'in dönüşü ile birlikte olduğunu vurgulayanlar da vardır. Deliryum tremensteki hastanın uykudaki davranışını REM uykusu davranış bozukluğu şeklinde yazanlar mevcuttur.
Tekrarlayıcı rüya ya da kabuslar sıklıkla posttravmatik hastalarda olmaktadır. Erişkinlerin sıklıla tekrarlayan rüyaları tehlikeli bir durumla karşılaşma, tuzağa düşürülme, volkanik patlama gibi doğal afetler, dişinin düşmesi,kaybolması v.b.
Canlı rüyaların arttığı durumlar:
Şizofreni,
Epilepsi,
Alkol ve benzodiazepin yoksunluğu
Hallüsinojenik ilaçlar
Parkinsonizm
Oksipital lob lezyonları
KAYNAKLAR
1-. Milton Kramer.Dreams and Psychopathology. : Kryger, Roth, Dement Principles and practice of sleep medicine. Third edition. Section 42.(p511-517)
2- Nielsen T, Zadra A. Dreaming disorders. Kryger, Roth, Dement. Principles and practice of sleep medicine .Third edition. Section 66.(p753,754,764)
3-John M. Shneerson Handbook of sleep medicine. (p125,165)
4- Ümit Sayın. Farklı bilinç halleri. Bilist.8m.com
5-G.William Domhoff. Finding meaning in dreams. Chapter 6,8.
6-Amerikan Psikiyatri Birliği:.Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal elkitabı, (DSM-IV).1994'ten çeviren Köroğlu E. Hekimler
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız