
Her taşın altında bu kadın!
Tarih: 19.06.2007 Saat: 01:59 Konu: Güncel
Zeyno Baran, dehşet senaryosundan da çıktı. Peki senaryosu gerçekleşti mi?
Zeyno Baran kimdir?
Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi
Nüzhet Kandemir’in Hudson toplantısına Türkiye’den yüksek
düzey katılım sağlanmasında etkili olduğunu söylediği Zeyno
Baran gazeteci bir ailenin kızı. babası Hürriyet’in ilk
Moskova, sonra da Atina temsilciliğini yapan Ahmet Uran
Baran. Annesi de gazeteci Füsun Mutlu. Zeyno Baran gazeteci
Zafer Mutlu’nun da üvey kızı. Kemal Derviş’in Dünya
Bankası’ndaki memurlarından olan Baran Washington’da CSIS’da,
Nixon Center’da çalıştıktan sonra Hudson Institute’e geçti.
Zeyno Baran, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matt Bryza ile
yakın arkadaş. Bryza, 1 Mart Tezkeresi geçmeyince
Türkiye’nin şiddetle cezalandırılması taraftarıydı.
HUDSON Institute’de 13 Haziran’daki toplantıda ele alınan
‘senaryo’nun gerçekleşen bir çok olayla örtüştüğü öne
sürüldü.
Toplantıda ‘PKK’lıları teslim etmek AK Parti’nin
işine yarar’ diyen kişinin Zeyno Baran olduğu
öğrenildi. Toplantıya askeri ataşe Tuğgeneral Bertan
Nogaylaroğlu’nun da k
atıldığı öne sürüldü.
Toplantıda Zeyno Baran, Anayasa Mahkemesi Başkanı'na
suikast, Beyoğlu'nda katliam ve K. Irak'a 50 bin kişilik
kara operasyonu içeren senaryoyu, bir tür 'savaş oyunu'
oynamaya davet ettiği kişilere anlatırken, "Akla
yakın bir senaryo oluşturduk" diyor.
PLANIN PARÇASI MI
İddialara göre senaryoda anlatılan ‘olaylar’ın Türkiye’de
yaşananlarla aynı olması akıllara ‘bunlar büyük bir planın
gerçekleşen parçaları mı’ sorusunu getirdi.
Senaryodaki olaylarla Anafartalar patlaması, Suriye’ye giden
treninin bombalanması olayının örtüşmesi, ‘bu terör
eylemleri Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesini sağlamak için
mi düzenlendi’ kuşkusunu yaratıyor.
BİNGÖL’DE PKK’nın saldırdığı İran’dan Suriye giden trendeki
iki konteynerde ABD menşeili ağır silahlar ortaya çıkmıştı.
İddiaya göre bunların arasında füze rampaları da
bulunuyordu. Hudson raporunda da tıpkı buna benzer bir
olaydan bahsedilmesi dikkat çekti.
Senaryoda 50 bin Türk askerinin Kuzey Irak’a girmesi ve
Barzani peşmergeleriyle çatışması, peşmergelerin arasında
İsrail ve ABD askeri çıkması durumunda neler olabileceği
üzerinde duruluyor. Ele alınan önemli konulardan birinin de
kimin ne tepki vereceği olduğu ileri sürüldü.
GELECEK Mİ GEÇMİŞ Mİ?
Şimdi tartışılan bu senaryoların geleceğe mi yoksa geçmişe
mi ait olduğu... Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru
bu noktaya dikkat çekiyor ve şöyle yazıyor;
İstiklal Caddesi değil, ama Ankara Ulus’taki Anafartalar
Çarşısı’nda bir bomba patladı ve çok sayıda insanımız
hayatını kaybetti, sakat kaldı. Kapalı toplantıdan dışarı
sızan bilginin tek yanlışı bence şu: Hudson Enstitüsü’nde
ileriye dönük beklentiler ele alınmış değil, vaktiyle
öngörülenin ne kadarının hayata geçirildiğiyle ilgili bir
gözden geçirme yapılmış."
ULUSLARARASI Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK)
Asya Araştırmaları Merkezi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet
Seyfi Erol, Hudson senaryosunun psikolojik savaş
aracı olduğunu söyledi.
Erol şöyle diyor; "Türkiye’deki şahinlerle, ABD’deki
şahinlerin bir uzlaşı girişimi sözkonusu. Bunun harekat
alanı olarak Irak’ın kuzeyi ortaya çıkıyor. Amaç mevcut
hükümeti devirmek ve Türkiye’yi kaosa taşımak. Senaryoyu bir
süredir uygulamaya geçirenler var."
‘İşbirlikçilere dikkat
edilmeli’
MİT eski Daire Başkanı Mahir Kaynak ise
senaryonunu içerideki işbirlikçilerine dikkat edilmesi
gerektiğini söyledi.
Kaynak, ‘Olayın bir düşünce kuruluşu kanalıyla kamuoyuna
duyurulması, bu senaryoyu eyleme dönüştürecek gücün de ABD
içindeki taraflardan biri olduğu ve her iki tarafın
ülkemizde yandaşlarının olduğunu düşündürüyor’ dedi.
SIZDIRMANIN AMACI NE?
MİT eski Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş
Hudson Institute senaryosunun ‘sıldırılmasını’nın bile bir
amacı olduğu belirterek , "Senaryonun Hudson Enstitüsü’nden
sızdırılmasında, farklı güçler sözkonusu. Bunun
sızdırılmasında, Türkiye’nin demokratik sisteminin
gölgelenmesi ve ülkenin bölgede temel aktör olarak
gelişiminin engellenmesi faktörü var. Ankara’daki patlama
‘kör terör’dür. Seçim sürecinde bunun sandığa yönelik bir
eylem olduğu üzerinde durmuştum. Bir iç savaşa
yönlendirilmesi konusunda Türk halkının gözlerinin kapalı
olduğunu farz etmiyorum.
|